Duyu Bütünleme


Duyu Bütünleme

Duyu Bütünleme 1960 lı yıllarda Amerikalı doktor J.Ayres tarafından, University of Southern California ‘da yapılan araştırma ve çalışmaların ardından uygulamaya konulmuş olan duyu bütünleme terapisi otizm başta olmak üzere bir çok duyusal gelişim bozukluğun onarımında çok büyük aşamalar kaydetmiştir.

Dr. Jean Ayres duyu bütünlemesini duyuların aracılığıyla edinilen bilgilerin işlenip kullanıma hazır hale getirilmesi amacıyla organize edilmesi/düzenlenmesi olarak tanımlamıştır. Duyu bütünlemesi, duyuların algılamaya dönüştürülmesini içeren bir eğitimdir. Merkezi sinir sistemi vücudun çeşitli duyusal sistemlerinden gönderilen duyusal bilgilerden gerekli bilgiyi anlar.

 

Duyu Bütünleme Nedir?


İnsanın dış dünyayı anlama ve onunla iletişime geçmesi için gerek duyduğu bazı özellikler vardır. Bunlar duyularımızdır. Eğer fiziksel bir engeli yoksa her insan bu duyularla dünyaya gelir. Fakat kimilerimiz hem genetik nedenler hem de maruz kaldığı çevresel etkenlerden kaynaklı merkezi sinir sistemindeki bazı sorunlar nedeniyle bu duyuları düzgün çalıştıramadığı için dış dünyayı anlama ve iletişim kurmakta sınırlı kalırlar. Bu da çocuğun gelişim basamaklarının sekteye uğramasına neden olur. Bu terapi ile sekteye uğrayan gelişimde ilerlemeler sağlanır.

Hepimizin bildiği görme, işitme, dokunma, tat alma ve koku duyularımız dışarıdan bilgi almak ve onların beynimize iletilip işlemlenmesini sağlamak için görev alırlar. Bunların dışında proprioseptif (derin duyu) ve vestibuler duyularımız vardır. Merkezi sinir sistemimizin doğru çalışabilmesi için bu duyularımızın normal gelişim çizgisine çekilmesi gerekir. Terapi ile bu gelişim çizgisine ulaşılabilmektedir.

 

Duyu Bütünleme Bozukluğu


Duyu Bütünleme

duyu bütünleme bozukluğu, 5 adet duyudan gelen sinyallerin doğru olarak Nörolojik bir durum olarak bilinen iletilememesi durumudur. Otizm ile de karıştırılabilen bu bozukluk durumu, beş duyu organı tarafından iletilen bilgilerin beyin tarafından doğru olarak algılanamamasından kaynaklanmaktadır.

Duyu bütünleme bozukluğu daha çok küçük yaştaki çocuklarda görülen bir bulgudur. Aynı zamanda genellemeye bakıldığı zaman fazla da bilinmeyen bir rahatsızlık olduğu görülmektedir. Bundan dolayı çoğu zaman otizmle karıştırılır. Ancak bu durum bozukluğu otizmden çok farklıdır.

Duyu organlarının beyine yolladığı sinyaller doğrultusunda beyin bu bilgileri kullanarak vücudun çevreyi algılamasını ve doğru reaksiyonlar göstermesini sağlamaktadır. Ancak duyu bütünleme bozukluğu olan çocuklar genellikle ortama uyum sağlamakta zorluk çekmenin yanı sıra öğrenme ve gelişimlerinde de sorunlar meydana gelir.

 

Çocuklarda gözlenen anomaliler


  • Çocuk, dokunulmaktan rahatsızlık duyar.
  • Postür bozukluğu vardır.
  • Çocukların insan yüzüne ve çevrelerindeki birçok nesneye bakamamalarına karşın, hareket eden, dönen, parlak olan bazı nesnelere çok uzun süre bakabildikleri gözlenebilir.
  • Dil gelişimi açısından en büyük zorluğu yine işitsel duyu sisteminden dolayı yaşarlar.
  • Bakma ve dinleme güçlüğü, insanlara ve objelere dikkatini verememe.
  • Yeni bilgiyi işlemleme güçlüğü.
  • Hatırlama güçlüğü.
  • Diğer kişilerle etkileşim güçlüğü ve öğrenme güçlüğü.
  • Sık düşme, giyinip soyunurken kol ve bacaklarını ayarlayamama.
  • Çevresel değişikliklere aşırı duyarlılık.
  • Kalabalık ortamlara girmekten rahatsızlık duyma.
  • Saldırganlık ya da kendine zarar verme davranışı.
  • Yüksek ses duyduğunda kulaklarını elleri ile kapatma.
  • Kendi kendilerine sürekli ses çıkarma.
  • Çığlık atma gibi davranışları.
  • İnsanlardan ve ortamlardan kaçınır.
  • Rutinlerdeki değişiklikleri reddeder.
  • Saçlarına dokundurmak istemez.
  • Dokunmaktan kaçınırlar ve elleri adeta ceplerinin içinde yaşarlar.
  • Sosyal olmayan yüz ifadesi.
  • Kendi etrafında veya bir nesnenin etrafında dönme.
  • Başını aşağıya doğru eğmekten kaçınma.
  • Avuç içleri çok duyarlı olabilir.
  • Aşırı hareketlilik.
  • Patlayıcı ve şiddet içeren hareketler.
  • Diş gıcırdatma.
  • Yürüme bozuklukları (yavaş yürüme, parmak ucunda, zıplayarak ve topuğa basarak yürüme) olabilir.
  • Çocuk iletişim kurarken jest ve mimikleri anlamakta zorlanır.
  • Kelimelerin farklılıklarını ve benzerliklerini fark etme ile ilgili güçlükler yaşayabilirler.
  • Kalabalık yerler ve gürültülü sesler onu kaygılandırır.

 

Duyusal sistemimiz yakın ve uzak duyular olmak üzeri ikiye ayrılır

Yakın Duyular

Vestibuler Duyu (denge): İç kulakta yer alır. Yer çekimiyle bağlantılı olarak, vücudumuzun alan içerisinde nerede olduğunu, hızını, yönünü ve hareketini algılamamızı sağlar, bize bununla ilgili bilgi verir. Bu sistem vücudumuzu dengede tutmak ve vücudumuzun postürünü korumak için temeldir.

Proprioseptif Duyu (vücut farkındalığı): Kaslarda ve eklemlerde yer alır ve vücudumuzun nerede olduğunu söyler. Bununla birlikte vücut parçalarının nerede olduğu ve nasıl hareket ettiklerine ilişkin bilgi verir.

Taktil Duyu (dokunma): Deride bulunur, vücudun en büyük organıdır. Dokunma, basınç ve ağrı seviyesiyle ilişkilidir ve bu suretle ısıyı (sıcak ve soğuğu) ayırt etmemize yardımcı olur. Dokunma sosyal gelişimin önemli bir parçasıdır. İçinde olduğumuz çevreyi ölçüp değerlendirmemize yardımcı olur ve buna uygun tepkiler geliştirmemizi sağlar.

 

Uzak Duyular

 

Tat Duyusu: Dildeki kimyasal alıcılar tarafından işlenir. Tatlı, ekşi, acı ve tuzlu gibi farklı tatları algılamamız sağlar.

Koku Duyusu: Burundaki kimyasal alıcıların işlemesiyle yakın çevremizdeki kokular hakkında bilgi verir.

Görme Duyusu: Gözün retina kısmında yer alır ve ışık ile aktif hale gelir. Görme duyumuz nesneleri, insanları, renkleri, zıtlıkları ve uzamsal sınırları tanımamıza yardımcı olur.

İşitme Duyusu: Havadaki ses dalgalarının, dış kulak yolu ile toplanarak, iç kulaktaki reseptörleri uyarması sonucu çevremizdeki sesleri algılar ve beyin sapında anlamlandırılır.

Terapinin standart bir eğitim süreci yoktur. Bu geniş yelpazenin içinde yer alan her çocuk kendi içinde değerlendirilmeli ve bireysel çalışma programları çıkarılıp ailenin katılımıyla desteklenmelidir. Ailenin de çocuğunu anlayabilmesi ve onun ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için duyu bütünlemesi hakkında eğitimciler tarafından bilgilendirilmeli ve her zaman eğitimin bir ayağı olarak aktif şekilde çalışmalıdırlar.


Duyu Bütünleme